Diyanet yine laik eğitimi hedef aldı

Diyanet’in, öğrencilere ücretsiz dağıttığı, “Peygamber ve Gençlik” kitabında laiklik ve eğitim karşıtı propaganda yapıldı. Ekonomik sıkıntıda olan gençlerin daha fazla ibadet ettiği savunulan kitapta, “Tahsil ile dindarlık arasında ters yönlü ilişkiden bahsedilebilir” denildi.

Birgün’ün özel haberine göre Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çocuklara ücretsiz dağıttığı “Peygamber ve Gençlik” kitabında eğitim seviyesi ile dindarlığın ters orantılı olduğuna işaret eden ifadeler yer alıyor.

Üniversiteli gençlerle üniversiteye gitmeyen gençlerin ibadetlerine ilişkin bir mukayesenin de yer aldığı kitapta “Tahsil ile dindarlık arasında ters yönlü bir ilişkiden bahsedilebilir. Seküler alanlarda yüksek tahsil yapmanın genel anlamda dindarlık, özelde dini inanç ve ibadetler üzerinde olumsuz etki yaptığı tespit edilmiştir” deniyor.

SEKÜLER EĞİTİMDEN DUYULAN RAHATSIZLIK

Diyanet’in kitabında, laik eğitim karşıtı ifadeler de dikkati çekti. Özellikle yükseköğretimin “yüksek düzeyde sekülerleştirme” potansiyeli taşıdığına vurgu yapılarak şöyle devam edildi: “Türk modernleşme sürecinde de bu potansiyel açıkça kendini hissettirmiştir. Kuşkusuz bu süreci besleyen daha farklı nedenler de söz konusudur. Seküler eğitim veren fakülte ve bölümlerde zaman zaman din ile bilimin karşı karşıya getirilmesi, yükseköğretim sürecinin beraberinde getirdiği sorgulayıcı akademik zihinsel yapıyla dinin eleştirel bir tarzda değerlendirilmesi, üniversite sürecinde öğrencilerin göreceli olarak bireyselleşmeye başlaması ve özgürleşmesi bu bağlamda değerlendirilebilir.”

ATEİSTLİK EĞİLİMİNİ ARTIRIYOR

Kitapta, Türkiye’deki eğitim sisteminin yapısı da “eleştirildi.” Eğitim sisteminin pozitivist yapısının bilinç ile inanç arasındaki bağı zayıflatıcı bir fonksiyon üstlendiğini ileri süren kitapta, eğitim düzeyi artan bireyler arasında dine mesafeli durma eğiliminin de arttığı ifade edildi. Yüksek eğitimli insanların ibadetlere fazla rağbet etmediğini ve ateistlik eğilimi ile din değiştirme oranlarının fazla olduğunu öne süren kitapta, “Bu durum genel anlamda modernite ve sekülerizmin geleneği sorgulayıcı, hatta dışlayıcı tutumunun yansıması olarak kabul edilebilir” düşüncesi paylaşıldı.