KİM KİME HİZMET EDİYOR

Profesör unvanını alabilmek kolay değildir. Emek, özveri, gece gündüz çalışma ister. Nice, önünde eğilecek, şapka çıkartılacak; bilim, sanat, ekonomi alanlarında isim yapmış profesörlerimiz mevcuttur. Bir de her ne kadar profesör unvanını almış; fakat bu vasfı üzerinde taşımasını bilemeyen adeta, kasnakçı padişah karısının, ormana gidip, “şu ağaçtan ne güzel kasnak olur.” Diyen ve padişah karısı olmayı bir türlü bilemeyen ve sonunda özüne dönerek ruhunun derinliklerinde gizli duran kin ve nefreti uygun gördüğü anda kusmaktan geri durmayan zatı muhterem kimseler de vardır. Arife tarif gerekli değildir. Anlayan anladı kimlerden bahsettiğimi.
Gelelim Fetullah Gülen’e. Kimdir bu zat? Daha düne kadar hizmet hareketinin önderi, Türkiye’yi bütün dünyada tanıtan muhterem, Atatürk’e hakaret ettiği halde özlem duyulup “bitsin bu hasret dön artık.” denilen, aynı menzile yol alınan ve en önemlisi şu anda Diyanet İşleri başkanlığının başında bulunan Ali Erbaş’ın bir zamanlar mensubu olduğu cemaatin lideridir.
Ali Erbaş’ı anlamak ta mümkün değildir. Şu anda oturduğu koltuğu tesis eden ve Atatürk’e küfreden zihniyetlerle omuz omuza verip samimi pozlar sergilemekten keyif mi alıyor acaba? Ya da Atamızın ölüm yıl dönümünde, fesli bir deli ile bir araya gelmenin, Atatürk’e düpedüz hakaret içereceğini anlamayacak kadar zekası mı çalışmıyor?
Gelelim fesliye. Kimdir bu fesli?
1980’li yıllarda İngiliz pasaportuyla gezerek, bütün dünyada o güzel dinimizi kirli amaçlarına alet eden;
Keşke Yunan galip gelseydi, 10 Kasım’da helaya gidin, Zübeyde Annemize genelev  kadını, Atatürk’e hakaret eden;
Kimselerin hiçbir şey danışmadığı, Cumhurbaşkanı Danışmanı olan, kafayı oynatmış, sürekli fesle dolaşan delinin biri.
Peki, dinsizlikle suçlanarak, Türk insanının gözünden düşürülmeye çalışılan, Mustafa Kemal Atatürk neler yaptı?
İngilizler İstanbul’a, Yunanlılar İzmir’e çıktığında çalan kilise çanlarını susturarak, topraklarımızda sonsuza dek susmayacak ezanımızı tesis etti.
Camilerimizin, namus, iffet ve şerefimizin, Yunan çizmesi altında çiğnenmesine engel oldu.
Kuran-ı Kerim’i hatim etti.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurdu.
Kuranımızı tefsir ettirip dağıtılmasını, halkın İslam dinini iyi bir şekilde öğrenmesini sağladı.
Her vesilede, Peygamber Efendimizin dünyaya gelmiş en büyük lider olduğunu beyan etti.
Uhud Savaşını örnek alarak cephelerde mücadele ettiğini söyleyerek, Peygamber Efendimize övgüler yağdırdı.
Din adamlarını  asılmaktan kurtardı.
Her yıl cebinden vererek, Çanakkale Şehitleri için Mevlid okuttu.
Ramazan ayı boyunca, asla evine alkol ve alkollü içecekler koymadı.
Çankaya’ya din adamlarını davet ederek, düzenli olarak kuran dinledi.
Kızı Nebile’ye sürekli Yasin okutup dinledi.
Süleyman Şah Türbesi’nin Türk toprakları olduğunu, Ankara Antlaşmasıyla Fransızlara kabul ettirdi.

Sonuç olarak, feslinin kime hizmet ettiği ortadadır. Fe Tö kime hizmet ediyorsa, bu utanmaz, ahlaksız, vicdansız feslide aynı cenaha uşaklık yapmaktadır. Fakir fukaranın ödediği vergilerle, bolluk bereket içerisinde yaşayan Ali Erbaş, kimlere hizmet ettikleri apaçık gözüken ve Atamıza küfreden zihniyetleri, her ne olursa olsun, dini kıyafetinizle ziyarete gidemezsiniz. O yüce makamı terk edin ve kimlerle sevgi ve muhabbetle yürüyorsanız yürüyün. Sizin gibi profesörlere ihtiyacımız yok. Bize Aziz Sancarlar yeter.